Günlük içe dönük olumlama konuşması

bilincaltinin gucuBundan 3 ay kadar önce kendi içe dönük olumlama konuşmamı oluşturdum.

2 dakikalık bir ses kaydı.

O günden beri,  her sabah uyandığımda, gün içinde, akşam, gece yatmadan önce dinlemeye başladım.

Kendi sesim, eşimle birlikte oluşturduğumuz kendi sözlerim, kendi enerjim. Çok basit bir aktivite ancak her gün. İstisna gün yok. 

Her gün bunu dinlediğimde, hayatımda harika değişimler yaşamaya başladım.

Gerçekten inanılmaz, ama beynim söylediklerime inanmaya ve gerekenleri yapmaya başladı. Bilinçaltı düzeyde hayatımda olumlu değişiklikleri hissediyorum.

NLP konusunda Türkiye’nin en iyi NLP master trainerindan –aynı zamanda network takım arkadaşımız– eğitim alan eşim bunun aynen böyle olacağını söylemişti, görselde resmi olan kitapta Joseph Murphy kanıtlarını ortaya koyarak aynı şeyi anlatıyor.

Bu harika, gerçekten iyi hissediyorum.

Benim kendi içe dönük konuşmamın en önemli bölümü şöyle:

….

Türkiye’de ve dünyanın her yerinde, yardıma ihtiyacı olan, hayatını olumlu yönde değiştirmek isteyen, hedefleri / hayalleri olan olumlu – pozitif insanları hayatıma çekiyorum ve onların hayatlarını olumlu yönde değiştirip, bunu başarmalarına yardımcı oluyorum.

Böylece daha mutlu insanların artmasını sağlıyorum.

Bu güç bende var.

….

Kendim için hazırladığım bu ses kaydı belki herkes için uygun olmayabilir, ancak,

Kendi, size özel mesajınızı oluşturmak için sizi engelleyen ne ki?

Bugüne kadar bir örnek mi arıyordunuz?

İşte buldunuz.

Kendi ses kaydımın tamamını hiç bir ekstra talebim olmadan sizinle paylaşmaya hazırım. Tek isteğim, benden habersiz başka bir yerde yayınlamayın.

İhtiyacım olan şey,  gerçek adınız soyadınız ve aktif kullandığınız mail adresiniz.

Aşağıdaki iletişim formunu doldurmanız yeterli.

İçe dönük konuşma örneğimi dinleyin, kendiniz için en iyisini size özel olarak oluşturun, her gün dinlemeye başlayın. 

Dilerim siz de hedeflerinize, ulaşmak istediklerinize, daha iyi yapmak istediklerinize, değiştirmek istediklerinize….aradığınız “her ne ise” ona hızlıca ulaşın.

Ben ne mi arıyorum?

İşte cevabı.

Ve size bir şey daha söyleyeyim, benim olumlama ses kaydımda da tam da bununla ilgili bir başka sürpriz daha var.

Haydi, hemen formu doldurun.

Kaydı dinledikten sonra fikirlerinizi öğrenmek için sabırsızlanıyorum.

 

İletişim üzerine

dur dinleÖnceki hafta kendi takım arkadaşlarım ile paylaştığım aşağıdaki listeyi blogumda da paylaşmak istedim.

İş hayatında teknik beceriler elbette çok önemli, herhangi bir alanda uzman olmak, donanımlı olmak, işin gerektirdiği yetkinliklere sahip olmak, daha önce eğitimini almış olmak, yıllar içinde deneyim kazanmak… gibi.

Öte yandan,  ben bu konuda ısrar ediyorum, bunlar ancak iş başarınızın %20’sini oluşturuyor. Diğer %80’i kesinlikle karşılıklı diyalog, işbirliği, ortak hedefe koştuğun takım arkadaşların ile iyi iş ilişkisi kurabilme becerisine sahip olman, daha özetle iletişiminin kuvvetli olması.

Geçmiş iş tecrübeme bakarak çok rahatlıkla söyleyebilirim ki, iletişimi kuvvetli olmayan, iş ilişkilerini düzgün yönetemeyen birinin, bulunduğu pozisyon ne olursa olsun, daha büyük organizasyonları yönetebilmesinin bence imkanı yok. Olursa da bana göre bu kişiler “tehlikeli” ve “yetersiz” yönetici tipi oluyorlar.

Ben doğru iletişim, etkili iletişim konusunda hala öğrenciyim, aşağıdaki liste benim etkili iletişim konusunda “top 10” listem. Sizler de dilerseniz, buradaki bilgilerden yararlanabilirsiniz.

  1. İletişim her şeydir! Konuşun, tartışın ama asla kendinizi bir şeylere / birilerine kapatmayın!
  2. Samimi ol, içten ol, başkalarının hassasiyet gösterdiği alanlara karşı saygılı ol.
  3. Hep konuşan sensen, karşındakinin ne sıkıntısı olduğunu asla anlamazsın. Anlamazsan, yönetemezsin. Fısıltılara kulak verirsen, çığlıkları duymak zorunda kalmazsın! Dur ve dinle!
  4. Açık ol, direkt söyle, ima etme, yan yollara girme! Beden diline, mimiklerine, ses tonuna dikkat et. Hoşlanmadığın konuyu açıklıkla söyle, karşındakinin bunu kendiliğinden bulmasını bekleme (sen söylemezsen ömür boyu bulamayabilir)
  5. Doğru tavır ikinci en önemli şeydir. Suçlayıcı, iğneleyici, rahatsız edici bir tavır sergilemek yerine, önce kendini bir sorgula.
  6. Ego (ben oldum, ben büyüğüm, ben eskiyim, ben harikayım, ben müthiş okul mezunuyum, ben ben ben ben ve ben, sonra yine ben…….) tehlikeli bir şeydir! Kurtulun ondan, önce kendinizi sonra karşınızdakini “bağışlamakla” başlayın. İlk adımı atan olun.
  7. Gülümse, nasılsın de, günaydın de, tokalaş, iltifat et (sevdiğin özel insanlara onları sevdiğini söyle, max 1 saniye 29 salise alıyormuş, 2 kelime). Ekibindeki insanlara iyi davran, kendilerini iyi hissetmelerini sağla. Ancak kendini iyi ve rahat hisseden birisi “iyi performans” gösterebilir.
  8. Asla tenkit etme, başkalarının yanında eleştirme, dedikodu zehiri mevzusuna girmiyorum bile!
  9. Şikayet etme. Alman ordusu kuralını hatırla (Alman askeri bir şikayette bulunacaksa bunu yaşadığı olaydan en az 2 gün sonra yapmak zorundaymış. Önce sorgula, kendini dinle, düşün sonra şikayet et)
  10. Hatalı isen özür dile, bu senin zayıf olduğunu değil, karşındaki kişinin “senin egondan” daha değerli olduğunu gösterir. Sana yardımcı olabilecek kişilerden yardım istemekten çekinme.

Listeyi uzatmak mümkün, her türlü katkınızı duymaktan keyif alırım.

Həmişə xoşbəxt olasınız!

kb palsudAzərbaycana ilk dəfə gəlməzdən qabaq, təxminən iki il əvvəl Azərbaycan haqqında ən çox eşitdiyim söz “iki dövlət, bir millət” sözü idi.

İlk dəfə Azərbaycanın ulu öndəri Heydər Əliyev tərəfindən deyilmiş bu söz, bütün Azərbaycan vətədandaşları tərəfindən qəbul olunmuşdu. Həqiqətən Azərbaycana gələndən sonra mən də tam qərara gəldim ki, “iki dövlət bir millətik”. Buna görə bu ikinci vətənimdə yaşadığım iki il ərzində sizlərin, dəyərli Azərbaycanlı dostlarımızın qonaqpərvərliyinə görə heç qəriblik çəkmədim, özümü öz vətənimdə kimi hiss etdim və gələcəkdə heç vaxt yaddan çıxmayacaq gözəl xatirələr yaşamaq şansına sahip olub, yaxşı, əbədi dostluqlar qurdum.

Keçən bu vaxt ərzində göstərdiyiniz yaxınlıq, qonaqpərvərlik, kömək və dəstəklərinizə görə hamınıza səmimi təşəkkürlərimi bildirmək istəyirəm.

Mən bundan sonra daha çox ailəmin yanından olmaq istədiyimə görə Türkiyədə işləyəcəyəm. Siz dəyərli dostlarıma səmimi qəlbdən demək istəyirəm ki, artıq Ankarada da bir eviniz var, mən də sizləri bu evinizdə qonaq qəbul etməkdən böyük məmnunluq hissi duyacağam. Xahiş edirəm gələcəkdə çəkinmədən məni axtarın.

Pal Süd və Pal Food firmalarımızın Azərbaycanda daha yaxşı, daha üstün nailiyyətlərə çatması, daha çox insanın həyatında yer alan böyük firma olması və bu istiqamətdə inkişaf etdiyi xəbərlərini eşitmək məni daha da fərəhləndirəcək.

Sizlərə və bütün sevdiklərinizə hər şeydən əvvəl can sağlığı, sağlamlıq, xoşbəxtlik, sevinc və işlərinizdə müvəffəqiyyət diləyirəm. Həyatınızda gözəl illər, xoşbəxt sabahlar, real dostluqlar və uğurlar həmişə sizinlə olsun.

Hər zaman Allah köməyiniz olsun,

Salamat qalın,

Hoşçakalın.

Hesap işletim ücreti soygunu

Müşterisi olduğum bir banka ile yaşadığım hesap işletim ücreti mücadelesi sonrası bu konuda bir şeyler söylemek, ulaşabildiğim tüm yönleri ile konuyu incelemek ve benzer durumdaki tüketicilere faydası olur düşüncesi ile bu yazıyı yazmak istedim. Biraz uzun bir yazı olacak, baştan söyleyeyim.

Önce şu habere bir göz atın lütfen. 20 Eylül 2011 tarihli habere göre bankaların hesap işletim ücretleri ve kredi kartlarından yıllık aldıkları aidat bedelleri belirtilmiş. An itibariyle, bankalar burada belirtilen ücretlerden fazlasını alıyorlar, eksiğini almıyorlar! Listede görüldüğü üzere hesap işletim ücreti ve kredi kartı aidat bedeli almayan banka yok gibi.

Bankalar bu düzenlemeyi Bankalar Birliği ve BDDK’nın ilgili kararlarına ve 4077 sayılı Tüketiciyi Koruma Kanunu‘na dayandırıp kendilerini yasal olarak sağlama almış durumdalar. Bakın, müşterisi olduğum banka bunu nasıl ilan ediyor:

“Bankamızca sürdürülen uygulama çerçevesinde vadesiz mevduat grubundaki hesaplardan “Hesap İşletim Masrafı” adı verilen ücret tahsil edilmektedir.

Bütün dünyada -çoğunlukla hesabın bankaya sağladığı katkı dikkate alınmaksızın- “hesap bulundurma ücreti” (account maintenance fee) adı altında alınmakta olan benzer nitelikli ücretler, ülkemizde de diğer bankalarca farklı isimlerle ve değişik uygulamalar çerçevesinde aylık, 3 aylık ya da 6 aylık dönemlerle müşterilerden tahsil edilmektedir.

Bankalar, Türk Ticaret Kanunu ile Bankacılık Kanunu hükümleri çerçevesinde hizmet veren kuruluşlardır. Türk Ticaret Kanunu “tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesi ile ilgili iş veya hizmet görmüş olan tacir, münasip bir ücret isteyebilir” hükmünü içermektedir. Bankalar, gerek söz konusu Kanun gerekse konuya dair ilgili mevzuat hükümleri uyarınca tacir niteliğini haiz olmaları da itibarıyla, tüm bankacılık hizmet ve işlemleri için ücret ve masraf talep etme imkanına sahiptirler.

Yasal düzenlemelere uygun olarak belirlenen Masraf ve Komisyon Tarifemiz, yetkili mercilere bilgi amaçlı olarak iletilmekte; Türkiye Bankalar Birliği’nin 26.02.1993 tarihli Yönetim Kurulu kararı gereğince ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 12. maddesine uygun olarak da şubelerimizde “Ücret Tarife Tablosu” içerisinde ilan edilerek müşterilerimizin bilgisine sunulmaktadır.

Söz konusu yasal düzenlemelerin yanı sıra, Bankamız şubeleri nezdinde hesap açtıran her müşterimizce imzalanan ve gerçekleştirilen Bankacılık işlemlerinde esas alınmak üzere düzenlenen Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi’nin ilgili maddesinde, müşterilerimizden “hesap işlem masrafı” tahsil edileceği ve Bankanın belirleyeceği bu tutarı müşteri hesabından re’sen tahsile yetkili olduğu hususu yer almaktadır.”

Şimdi neden ve nasıl böyle bir yazı çıktı ortaya? biraz da ondan bahsedeyim:

Öncelikle bankalara karşı bu konuda kazanılmış çeşitli tüketici davaları olsa da halen bankaların bu alanda (maalesef) güçlü olduğunu, belirtilen istisna kriterlerine (otomatik ödeme talimatları, minimum mevduat bulundurma, maaş hesabı, kredi hesabı….gibi) uyulmaz ise, hesabı açarken okumaktan imtina ettiğimiz, dahası bankacı arkadaşımızın da özellikle belirtmediği sözleşme hükümlerine göre bankanın, kaba olacak ama, çatır çatır hesabımdan paramı alacağını da iyi biliyorum. Soyguncu affeder mi?

Affetmedi nitekim! 6 ay kadar önce açtığım vadesiz hesabımdan Ocak ayında 19,24 TL hesap işletim ücreti (hesapta o kadar vardı) kesildi. Daha çok olsa banka onu da çekmekten çekinmeyecekti, elbetteki.

Bunun üzerine, önce istisna kriterlerini yerine getirmek üzere hesaba 2 otomatik talimat bağladım ve bankanın online destek hattına şu mesajı yazdım:

“HESAP İŞLETİM ÜCRETİ ADI ALTINDA HESABIMDAN KESTİĞİNİZ PARAYI GERİ İADE ETMENİZİ İSTİYORUM. BUNUN İÇİN HESABA 2 ADET TALİMATI BUGÜN BAĞLADIM.”

Evet kabul ediyorum, saygıyla yazılmış olduğuna dair bir ibare yok, ama daha yeni başlıyoruz.

Bunun üzerine bankanın cevabı şöyle geldi:

“Sayın Koray Bek,

Bankamız şubeleri nezdinde açtırılan tüm hesaplara ilişkin kayıtların bilgi işlem sisteminde veri tabanında izlenmesi ve söz konusu veri tabanının işletilmesi Bankamız açısından yüksek bir maliyet unsurudur. Bunun asgari düzeyde tutulmuş küçük bir bölümü Bankamız ürünlerini kullanmayan ya da sınırlı düzeyde kullanan müşterilerimize 6 aylık dönemlerle, senede iki kez “Hesap İşletim Masrafı” olarak yansıtılmaktadır. Bununla birlikte, Şubelerimizde ve İnternet Şubemizde ilan edilen istisna kriterlerini haiz hesaplardan, dönem sonunda belirtilen şartları sağlaması halinde masraf tahsil edilmemektedir. 2011 yılı 2. Dönemi Hesap İşletim Masrafı uygulaması kapsamında Vadesiz TL Hesabınıza ve/veya kredi kartınıza verilmiş en az 2 adet otomatik fatura talimatınızın bulunması, dönem içinde ilgili talimatların en az bir kez gerçekleşmiş olması ve dönem sonunda da açık olmaları şartlarıyla tarafınızdan Hesap İşletim Masrafı alınmayacaktır. Yapılan incelemelerde; söz konusu hesabınıza 1 adet otomatik fatura ödeme talimatı verilmiş olduğu, bu itibarla hesabınızın masrafa konu edildiği tespit edilmiştir. Bu kapsamda, gelecek dönemlere ilişkin olarak, masraf kesintisinin yapılmaması için, söz konusu hesabın (hesaplarınızın), aşağıda ayrıntılarına yer verilen istisna kriterlerinden herhangi bir tanesini taşıması yeterli olacaktır. Açıklamalarımızın uygulamamıza ilişkin hassasiyetinizin giderilmesi anlamında tatminkâr olacağı umuduyla Bankamız uygulamaları hakkında tarafınızca iletilen düşüncelerin mutlaka önemsendiğine bilgi edinilmesini rica eder, Bankamızla olan iyi ilişkilerinizin devamını temenni ederiz.”

mesajın devamında istisna kriterleri anlatılıyor, sonu da şu şekilde bağlanıyor:

“Yasal düzenlemelere uygun olarak belirlenen Masraf ve Komisyon Tarifemiz, yetkili mercilere bilgi amaçlı olarak iletilmekte; Türkiye Bankalar Birliği’nin 26.02.1993 tarihli Yönetim Kurulu kararı gereğince ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 12. maddesine uygun olarak da şubelerimizde “Ücret Tarife Tablosu” içerisinde ilan edilerek müşterilerimizin bilgisine sunulmaktadır. Söz konusu yasal düzenlemelerin yanı sıra, Bankamız şubeleri nezdinde hesap açtıran her müşterimizce imzalanan ve gerçekleştirilen Bankacılık işlemlerinde esas alınmak üzere düzenlenen Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi’nin ilgili maddesinde, müşterilerimizden “hesap işletim masrafı” tahsil edileceği ve Bankanın belirleyeceği bu tutarı müşteri hesabından re’sen tahsile yetkili olduğu hususu yer almaktadır. Bu bağlamda, Bankamızın yasal olmayan herhangi bir keyfi uygulama içerisinde kesinlikle yer almayacağının belirtilmesi önem taşımaktadır. Saygılarımızla,”

Bunun üzerine benim cevabım gecikmedi elbette, dedim ya mücadele yeni başlıyordu. Şöyle yazdım:

“Merhaba,

Geri bilgi paylaşımınız için teşekkür ederim. Ancak bu cevaptan tatmin olmadım. Duymak istediğim cevap şuydu: “tamamdır, kestiğimiz bedeli geri hesabınıza yansıtıyoruz” Uygulamanızın yasal dayanağının olduğunu ekli mesajınızdan anlamak güç değil. Ama ben sizin kadar detaylı değil, daha basit olacağım. Gelin basit bir hesap yapalım. Tüm Türkiye’de en az 1.000.000 adet hesabınız vardır, ama gelin toplamda 100.000 adet hesabınız var diyelim. Bunların da en az %10’unda belirttiğiniz kriterler müşterileriniz tarafından karşılanmıyordur. 10000 hesap x 40 TL = 400.000 TL / 6 ay (800.000 TL/ yıl) Bugün 50 GB bir saklama alanını yıllık max 1200 USD karşılığı satın alabilirsiniz. 50 GB alana 1.000.000 hesap değil, belki 10.000.000 hesabın bilgilerini kaydedersiniz! Yüksek maliyetlerden bahsederken tüm müşterilerinizin de bu yalana inanacağını beklemeyin. Konu hesabımdan kesilen 19 küsür TL’nin büyüklüğü ya da küçüklüğü değil, ancak ben o parayı hesabıma geri istiyorum. Bunu yapmayacaksanız da lütfen belirtin. Ben de buna göre zorunlu olarak açık tutmam gereken hesabı saklamakla birlikte, hesapta hiç para tutmayacağım. Verdiğim 2 talimatı iptal edeceğim, bankanız hakkındaki düşüncelerim ve paylaşımlarım da bu negatif deneyimden etkilenecek. iyi çalışmalar diliyorum, saygılarımla, Koray BEK”

Yaptığım hesap doğru olmayabilir, mutlaka dikkate almadığım maliyet kalemleri vardır, bankaların da haklı olabileceği (bence zor ama) alanlar olabilir. Mesela şu forumda konu bu yönü ile tartışılırken banka tarafında görüş bildiren bir arkadaşın belirttiği gibi belki:

“bankada bir hesabın bulunmasını banka için bir mali külfet görmeyerek tek taraflı düşündüğünüze kesin kanaat getirdim. bir hesap bir kez açılmış olsa bile bankanın bilgi sistemine yaptığı yatırımdan dolayı maliyet oluşur. bu yatırım windows satın almaya benzemez. milyonlarca doları bulur bakımıyla dataların yedeklenmesiyle birlikte. hesap açılsa ve havale tarzı bir işlem yapılmasa bile sırf para yatırma ve çekmelerden dolayı şube personeli ve bina maliyeti oluşur. açılan her ilave hesap bankanın iç sistemi için (müfettiş iç kontrolör) istihdamı gerektirir. açılan her hesap için bankaya masak bakımından yükümlülük oluşur. tüm bunlar maliyetin birer parçasıdır. eft havaleden de banka gerektiğinde para alacaktır elbet. bunlarda bedava değildir. ancak bazen müşteri bankaya başka ürünlerden dolayı para kazandırır. ama bireysel müşteriler gecikme faizi ödemedikçe genelde kazandırmaz. bu nedenle bankaların aldığı paralar haksız değildir.

haksız olduğunu ancak finansal yöntemlerle ispatlayabilirsiniz. bilgisayarın başında değil.”

Bir banka çıkıp da bu maliyetlerin detayını döksün ortaya, finansallarını koysun, istedikleri paranın haklılığına biz müşterilerini ikna etsin, söz veriyorum tüm hesaplarımı o bankaya kaydıracağım. Ama zor! Zaten beni kızdıran nokta da tam olarak bu! Ortada bana göre büyük bir yalan var. Gerçek maliyetin çok çok üzerinde talep edilen ve yasalara da dayandırılıp tüketiciyi vuran büyük bir soygun!

Neyse dönelim mücadelemize. Son mailim üzerine bankadan şu cevap geldi:

“Sayın Koray Bek,

Hesap İşletim Masafı iadesi ya da iptali, ancak belirli kriterlere bağlı olarak gerçekleşebilen bir uygulama olup, müşterilerimizin Bankamızla olan mevcut ilişkilerinin kapsamına ya da derinleştirilmesine bağlı olarak hesabın bulunduğu şube müdüriyetince değerlendirme yapılmaktadır.Dolayısıyla, iade talebinizin ilgili şube müdüriyetine iletildiği takdirde bu bağlamda değerlendirilebileceğinin hatırlatılmasında fayda görülmektedir.

Bilgi edinilmesini rica eder, Bankamızla olan iyi ilişkilerinizin devamını temenni ederiz.”

Şubeye de hemen bu ekli mesajlar ile birlikte yazılı talebimi göndermekte hiç gecikmedim tabi ki.

Sonuç:

Şube, sessiz sedasız 19,24 TL’mi hesabıma geri iade etti.

Etmeseydi ben de söylediklerimi yapacaktım. Hiç süpheniz olmasın! Ancak bence hala, yapabileceklerim ya da birlikte yapabileceklerimiz var.

Ben bu deneyimden kendi adıma şu sonuçları çıkardım:

  1. Bankalar hala güçlü (kendilerini yasal olarak sağlam konumlandırmış durumdalar).
  2. Eğer tüketici gücünüzü (gücümüzü) ortaya koymuyorsanız banka hesabınızdan paranızı rahatlıkla alıyor. Ses çıkarmazsanız, itiraz etmezseniz, hesap hareketlerinizi kontrol etmezseniz, o banka ile çalışmama kararlılığını ortaya koymazsanız bankaların en sevdiği müşteri profilisiniz.
  3. Aksi yönde bir kararlılık ortaya koyup, tüketici ve müşteri olma gücünüzü kullandığınızda geri adım atmayan banka yok gibi. Bu benim bankalara karşı belki 3. ya da 4. başarıyla sonuçlanan mücadelem, bu yüzden iyi biliyorum. Bu sebeple, ne mutlu ki, bankaların en memnun etmeye çalıştığı, “arızalı” müşteri profilindeyim.
  4. Bankaların en çok korktuğu şey internette (ağırlıkla sosyal medyada) müşterileri tarafından, haklarında olumsuz etkili iletişimde bulunulması.
  5. Bankalar yüksek maliyet unsurları sebebiyle bu ücretleri kesiyoruz derken, samimi değiller. Bence doğru da söylemiyorlar. Yukarda yazdım, aksini bir tane banka ispatlasın, yukarda verdiğim söz, söz.
  6. Bankalar Birliği ve BDDK, belki de iş tanımları gereği tüketiciden çok, bankalara yakınlar.
  7. Yasal mücadele yolunda gerçekten başarılı olmuş örnekler (1) , (2), (3) varsa, bunları daha çok kişiye yaymalı, bu konuda bilinç oluşturmalı. Mevcut bir çalışma grubu ya da tüketici inisiyatifi varsa, lütfen beni de mail ya da yorumlarınızla haberdar ederek benim de o gruba katılmamı sağlayın!

Son söz:

Bankalar şunu unutmamalı: Bankaların, daha çok ihtiyacı var müşterilere.

Başa düştü?

Azerbaycan’da beşinci ayım dolmak üzere. Dil konusunda biz Türkler’in en rahat adapte olabileceği bir ülke burası. Şu örneklere ve Türkçe karşılıklarına bir bakalım isterseniz:

Salam!

Ben sosis severim almayayım demeyin sakın. Selam diyor!

Necesen?

Durun durun hemen kızmayın, kimin nesisin, nesin, necisin sen kardeşim demiyor karşınızdaki. Nasıl olduğunuzu soruyor. Nasılsın anlamında🙂

Üçüncü günde gel.

Üçüncü gün ne ola ki demeyin, çarşamba gününden bahsediliyor.  Günleri Türkçe söylemeyin anlaşılmayacaktır. 1.gün, 2. gün….6. gün gibi. Bir tek pazarımız aynı.

Al bunu sakla.

Karşınızdaki size bir şey verdi ve bu sözü söyledi, hemen arka cebinize, çantanıza vs atıp gizlemeye çalışmayın. Bunu tut anlamında🙂

Narahat olma.

Benim en sevdiğim söz. Rahat ol, sıkıntı yapma, sorun yok anlamında. Ancak genelde bu sözü sıkça duyuyorsanız bir kez daha düşünün rahat olma konusunda.

Uşak var mı?

Zengin görünüyorsun, senin evinde kesin uşak vardır değil mi diye sormuyor. Çocuğun var mı diyor🙂 Bizde de Karadeniz’de çocuğa uşak denir ya, onun gibi.

Konuyu danışalım.

Konuyu uzmanına soralım, bir danışman tutalım demiyor, konuşalım diyor.

Bana zang vur!

Niye vurayım sana kardeşim, nereden çıkarıyorsun konuşuyoruz işte güzel güzel demeyin. Bana telefon et diyor🙂

Fikirleşelim.

Tartışalım anlamında🙂

Saat dokuzun yarısında görüşelim.

Dokuzun yarısı dört buçuk eder ama niye dört buçukta buluşalım demiyor ki  diye düşünmeyin. Dokuzun yarısı denirken 08:30 kastediliyor.

9 tamam derse: tam 09:00

9’u 15 dakika işlemiş derse: 08:15, bu ilginç, benim en çok zorlandığım saat tabiri!

Maşının kabağında düşelim!

Maşın İngilizce machine (makinadan) geliyor galiba ama makinanın kabağı ne demek ki? Durun durun zorlamayın kendinizi, arabanın yanında inelim diyor🙂

Bizde de İzmirliler ben sağda kalayım dedikleri zaman aynı şekilde dumur olmuştum🙂

Yadımdan çıktı!

Artık onu yad etmiyorum anlamında değil, unuttum anlamında🙂

Sabahınız heyr!

Galiba hayırlı sabahlar diyor diye düşünüyorsanız evet yaklaştınız, günaydın diyor.

akşamınız heyr: iyi akşamlar

geceniz heyre karşı: iyi geceler anlamında

Ad günün mübarek!

Doğum günün kutlu olsun anlamında.

Doğum günü Azerbaycan’da çok önemsenen, değer verilen, özenle kutlanan bir gün. Geçen gün Türk arkadaşımın doğum günü olduğunu öğrenen Azeri kardeşimizin (birbirlerini tanımıyorlar) arkadaşımıza söylediklerini duysanız, bunu ne kadar gönülden yaptığını görseniz ne demek istediğimi anlardınız. Doğum gününüz kutlu olsun, çok mutlu olun, başarılı olun, nice yıllara sağlıkla erişin, bunu sizin için Allah’tan diliyorum… belki 2 dakika bu ve benzeri sözleri sarfetti.

Gel konak ol evimize!

Konuğumuz ol diyerek evine davet ediyor.

Azeri halkı  çok misafirperver, çok sıcak insanlar. Sokakta gezerken selamlaşmanız yeterli. Hele de Türkçe aksanınızı duyduklarında Azerilerin geneli çok sıcak davranıyor size.

Özünü yahşi sakla!

Kendine iyi bak anlamında🙂

Başa düştü?

Ne düştü başına? demeyin

Anladın mı diye soruşuyor🙂

Gördüğünüz gibi bir yabancı olarak kısa zamanda bu kadar aşama kaydetmem başarı sayılabilir, öyle değil mi?

NOT: Bu yazının amacı Azerbaycan dilini yermek ya da eleştirmek değil, ilk duyduğumuzda Türkçe karşılıkları olarak bize komik gelen bazı tanımlamaları paylaşarak aslında farklılıklarımızı ortaya koymaktı. Başka bir anlam çıkarılmasın lütfen. Azeri dostlarımızı üzecek birşey yazdımsa bağışlayın🙂